Damar Akademisi

Varis ve damar hastalıkları hakkında bilgiler edinebileceğiniz bir sayfadır. Bu sayfadaki bilgiler tedavi amacı taşımamaktadır.

Varis Nedir?

Varis bacaklardaki kirli kanı temizlenmek üzere akciğere taşıyan yüzeysel toplar damarlardaki yetmezliktir. Bacaklardaki kirli kan çeşitli faktörler yardımı ile pompalanarak akciğere gönderilir. Bu kanın yer çekimi ile tekrar geri dönmesine bacak toplar damarlarında bulunan kapakçıklar engel olur. Bu kapakçıklar çeşitli ailesel (ırsi) ve diğer faktörler sonucu işlevini yapamaz hale gelirse akciğere gönderilen kan yer çekimi etkisiyle geri kaçar(reflü) ve bacak toplardamarlarında birikerek özellikle kendini hissettiren Varis adı verilen rahatsızlığı ortaya çıkarır. Zamanında önlemi alınmayan bu şikayetler ileri dönemlerde iyileşmeyen yaralara, kanama ve damar içi pıhtılaşma gibi ciddi problemlere neden olabilir. Her 4 bayandan birinde bu şikayetler görülmektedir. Erkeklerde de azımsanmayacak oranlarda varis görülebilmektedir.


Varis kendini nasıl belli eder?

*Yorgun, ağırlaşan ve huzursuz bacaklar
*Akşama doğru ortaya çıkan, bacaklardaki dolgunluk ve yorgunluk hissi
*Bacakta yanma hissi
*Kaşınma, kramp ve gerilme
*Çeken veya batan baldır ağrıları
*Bilek veya eklem bölgelerinde şişmeler
*Kılcal kırmızı veya mavi renkteki varisler

Bunların hepsi görülebileceği gibi sadece bir şikayette olabilir. Unutulmamalıdır ki görüntü olarak hiç varis olmadan da bu şikayetlerden bir veya bir kaçı olan hastalar olabilir.


Varis tanısı nasıl konulur?

Ayrıntılı muayene ve sorgulama sonrası Damar renkli doppler ultrasonu çekilerek hangi damarlarda problem olduğu tespit edilmeli ve damar haritası çıkarılmalıdır. Hangi toplardamarın hasta olduğu, ne kadar hasta olduğu, daha önceden bu damarın ne kadar hasar gördüğü, tıkanıklık oluşmuşsa ne kadar kalıntı kaldığı belirlenmelidir. Çünkü tüm bunlar tedavinin seyri ve tipini belirlemede çok önemlidir.

Kliniğimizde ayrıntılı renkli doppler inceleme sonrası tedavi tipi belirlenmekte ve hastaya doğru tedavi yöntemi belirlenerek yaklaşılmaktadır. Doğru tedavi yöntemini doğru bir şekilde uyguladığımızda, hastamızın tedavi sonuçları da iyi olmaktadır.


Varis tedavi edilmez ise ne olur?

  • Varis her ne kadar kozmetik sorunlar yaratsa da işin aslı çok daha vahim durumlara neden olabilir. Ne mi bunlar?
  • Acil bir durum olan kanama: Cilt altına kanama sonucu morarma olabileceği gibi fışkırır tarzda ciddi kanamalara dahi nedennolabilir.
  • Venöz ülser (Varis yarası): İnsanın yaşam kalitesini inanılmaz düşüren ağrılı, akıntılı, derinleşip enfeksiyon kaparsa bacağı kaybetmeye kadar neden olabilecek bir durumdur.
  • Variste pıhtı oluşumu: Yüzeyel varislerde kan birikimi olduğundan, hareketi kısıtlı bu kan pıhtılaşmaya meyillidir. Pıhtılaşma olduğunda variste sertleşme ve oluşan inflamasyon sonrası kızarıklık, ağrı, sıcaklık artışı (tromboflebit) olabilmektedir.
  • Derin ven trombozu: Hastalarımızda derin ana toplardamarda da bu pıhtılaşma olabilmekte. Bu durumda her hastada olmamakla birlikte bacakta çap artışı, ödem, sertleşme ve ağrı olabilmektedir.
  • Pulmoner emboli(Akciğere pıhtı atması): Özellikle az önce bahsettiğimiz derin ven trombozu durumunda bir parça pıhtının koparak akciğerin damarlarını tıkaması durumudur.Ana damarlara büyük bir pıhtı ulaşması durumunda ani ölüm, daha küçük damarlara gitmesi durumunda ciddi solunum sıkıntıları,ağrı ve yoğun bakım ünitesine yatışla sonuçlanan tehlikeli bir durumdur.
  • Varislerde ağrı, kramp, huzursuzluk: Özellikle gece ya da dinlenmekle başlayan bu şikayetler uykuya dalmakta zorlanmanıza neden olur.
  • Kaşıntı
  • Bacaklarda ağırlık ve dolgunluk hissi
  • Bacaklarda sızlama ve yanma

Varis Tipleri:

1)Telenjiektaziler/ Bozuk Kılcal Damarlar/ Spider Venler:

İnce çizgiler şeklinde deride belirginleşen damarlara ”Telenjiektazi” diyoruz. Altta yatan bazı hastalıklara bağlı olabilse de genelde kanama ve morarma yapmazlar.  Daha çok kozmetik sorun yaratırlar.Bu damarlar spider (örümcek ağı) şeklinde dallanan , hafif deriden kabarık ya da bir ben gibi noktasal tarzda olabilir. Yüzde daha çok burun kenarı ve göz altı bölgede görülse de boyuna kadar yayılabilmekteler. Hatta omuz ve sırt bölgesinde, göğüs bölgesinde de görülebilmekteler. Telenjiektazilere bacaklarda da sık karşılaşıyoruz. Çapları 1-2 mm civarıdır ve kırmızı-mor renktedirler.

2) Retiküler Varisler:

Deriden hafif çıkıntı yapan, yeşil renkli varislerdir. Çapları 2-4 mm arası değişir.

3) Büyük Varisler:

Deriden bariz çıkıntı yapan belirgin varislerdir. Çapları 4 mm den büyüktür.


Varis’in Nedenleri:

-Hamilelik,

-Menopoz,

-Yaş,

-Uzun süre ayakta durmak ya da oturmak, hareketsizlik ve bu duruma neden olan meslekler,

-Obezite,

-Aile geçmişinde varis hastalığı bulunması varis görülmesinin en sık nedenleridir.


Varis tedavisi olmalımıyım? Tekrar oluşur mu?

  • Tedavi olan hastaların %3-5 inde işlemi yinelemek gerekebilir. Bu doktorun hatası değildir. Her tedavi yönteminin belirli bir başarısızlık oranı vardır.Ve bu doğaldır. İlaçların bile herkeste farklı sonuçlar verebildiğini biliyoruz.
  • Aynı yaşam koşulları ile (ayakta veya masa başı hareketsiz meslekler,ağır yük taşımak, sıcak ortamda çalışmak, tekrarlayan ve sık gebelikler, genetik yatkınlık gibi) devam eden hastaların %50’ye yakın oranda ileriki yıllarda tekrar varis görülme olasılığı vardır. Ve tekrar tedavi edilebilir.
  • Bu hastalar tedavi olmazlarsa yeni çıkacak varisler zaten eskiden var olan varislerin üzerine eklenecek, tablo daha da vahim bir hal alacak, tedavisi daha da zor olacaktır.
  • Tedaviyi uzun süre erteleyen hastalarda, iç variste oluşabilecek, ameliyattan fayda göremeyecek seviyeye ulaşabilecektir.
  • Ayrıca bekledikçe varisler daha da büyüyecek, içlerinde hareketsiz göllenen kanın pıhtılaşması riski ile karşı karşıya kalacaklardır.
  • Bacaklardaki ödem, yüksek basınç nedeniyle ciltte bozulmalar, kararmalar, kuruluk, kılların dökülmesi sonrası ülsere yaralar (Venöz ülser,varis yarası) açılabilecektir.
  • İç varis oluşması durumunda derin ven trombozu dediğimiz ana damarın pıhtı ile dolması sonucu uzun süren tedaviler gerekebilecek ve hasta akciğere pıhtı atması(Pulmoner emboli) riski ile karşı karşıya kalabilecek, ölüm riski taşıyabilecektir.
  • Giderek ağrı, yanma, şişlik, kaşıntı, huzursuz bacak gibi şikayetlerden biri ya da birkaçı nedeniyle uyku kalitesi azalacaktır.
  • Büyük varislerde şiddetli kanama riski, kılcal varislerde cilt altı kanama nedeniyle bacaklarda morluklar rahatsız edicidir.

Lenfödem/ Fil Hastalığı

Çeşitli nedenlerle oluşan proteinden zengin vücut sıvısının cilt altına yerleşmesi ile oluşan bu Lenfödem; hastanın yaşam konforunu ileri derecede azaltıyor. Erken teşhis edildiğinde ilerlemesi engellenebiliyor ve geri dönülemez hale gelmeden durdurulabiliyor.

Sadece kanser tedavisi (Kemoterapi-Radyoterapi) ve meme cerrahisi sonrası değil, travma, gebelik, bazı enfeksiyonlar da lenfödeme neden olabiliyor.Aynı ameliyat ya da tedavi sonrası her hastada oluşmayan bu durum bazı hastalarda yatkınlığın olduğunu akla getiriyor. Mesela kilolu hastalarda görülme oranı daha sık.

Lenfödem erken teşhisi çok önemli…

Maalesef bu konu gerek hasta gerekse doktoru tarafından ihmal edilebilen bir konu. Hastalığın çok bilinmemesi, standart ödemle karıştırılması nedeniyle hastalık iyice ilerledikten sonra fark edilmekte ve lenf damarlarında tam tıkanıklık sonrası bize başvurduğunda geç olabilmektedir.

Lenf damarlarındaki tıkanıklık kısmi ya da tam olabilmekte, bu durum ”Lenf Sintigrafisi” tetkiki ile öğrenilebilmektedir.

Tıkanıklık kısmi iken hasta başvurduğunda; tam tıkanıklık oluşması yüksek oranda engellenebilmekte ve bu hastalığın önlenmesinde en büyük adımdır.

Zor fark edilen ve çok tanınmayan bu hastalık nedeniyle hastalar doktordan doktora dolaşmakta ve çözüm aramaktalar. Hasta zaman kaybettikçe tam tıkanıklık oluşabilmekte ve bize ulaştığında vereceğimiz tedaviden artık kısmen faydalanabilmektedir.

Lenfödem nasıl fark edilmeye başlanır?

Özellikle bir ayağa ayakkabıyı giyerken diğerine giyememeye başlama, bacakta ağırlık hissi ve bunun sonucunda yürümekte zorlanma, ayakta yaralar oluşması, ayakta kat kat tabakaların oluşmaya başlaması, birinin diğerinden daha kalın olması ( ancak unutulmamalıdır ki bu hastalık her iki bacakta ya da kolda birden de oluşabilir). Kollarda oluşmuşsa takıların sıkmaya başlaması, giysilerin giyilmesinde zorluk, kolda ağırlık hissi gibi durumlarda fark edilebilir.

Peki ne yapacağız?

Özellikle kısmi tıkanıklıklarda daha da etkili olmak üzere her türlü Lenfödem hastalığı durumunda:

  • Yürüyüş çok önemlidir.
  • Vereceğimiz ilaçlar ödemin çözülmesinde ve hastalığın ilerleme hızının azaltılmasında ya da yok edilmesinde önemlidir.
  • Bacak ya da kolun kalp seviyesinden yüksekte tutulması ödemin azalmasına yardımcı olacaktır.
  • Lenfödem kol ya da bacak yüksek basınçlı çorapların kullanımı tekrar ödem birikimine engel olacaktır.
  • Lenfödem kompresyon cihazları ile ödemin yönlendirilerek azaltılması ya da yok edilmesi yüksek fayda sağlar. Bu işlem kliniğimizde uygulanmaktadır.

Gebelerde Varis:

Gebelikte annenin en çok canını sıkan nedenler arasında variste yer alır. Gebelikte ki hormonal değişimler sonucu damar duvarının elastikiyetinin değişmesi, anne karnının büyümesiyle karın içi basıncın artması nedeniyle bacaklardaki toplardamarlarda basınç artışı gebelikte varisin en büyük nedenleri. Ayrıca gebelik öncesi varislerin bulunması, annenin olağandışı kilo alımı da varis oluşumunda etkilidir.

Annenin bacaklarında göllenen kan nedeniyle bacaklarda şişlik, giderek büyüyen varislerde pıhtılaşma, kızarıklık ve ağrı sıklıkla görülür. Çok büyük varisleri olan annelerde hatırı sayılır miktarda kan bacaklarda gölleneceğinden ayağa kalkmakla baş dönmesi, hatta bayılma görülebilir.

Varisler oluştuktan sonra kramplar, yanma, kaşıntı, bacaklarda morluklar görülebilir. Ayrıca ilerleyen aylarda ve genellikle sık doğum yapanlarda vajinaya doğru seyreden varisler görülebilmektedir.

Anne adayında en korktuğumuz tablo ise derin ana toplardamarda bozulma sonucu derin venöz yetmezliktir. Bu durumda derin ven trombozu dediğimiz pıhtılaşma ve bunun neticesinde gebelik süresince ya da doğum sonrası dönemde akciğere pıhtı atması sonucu anne ölümlerine neden olabilmektedir.

Böyle bir durum söz konusu ise hekimi tarafından hasta mutlaka damar cerrahisine yönlendirilmeli ve renkli doppler ultrasonu çekilmelidir. Bunun sonucunda gebeyi korumak için tedavi ve koruyucu hekimlik devreye girmelidir.

Gebelikte Varisten korunmak için ne yapmalıyız?

  • Öncelikle anne adayının düzenli yürüyüşler yapması gerekir.
  • Dinlenirken bacakların yükseğe alınması gerekir.
  • Uzun süre hareketsiz kalmaktan (ayakta ya da oturarak) kaçının.
  • Mümkün ise yüzme; hem gebeliğin seyri hemde varis oluşumunu önlemede mükemmel bir spordur.
  • Uzun süre güneşte durmaktan kaçının. Ayrıca kaplıca, sauna gibi sıcak ortamlarda bulunmayın.
  • Çok sıcak havalarda bacaklara soğuk duş uygulanabilir.
  • Doktorunuz gerek görür ise doğru ölçüde ve basınçta varis çorabınızı düzenli giyiniz.

Gebelik kesesi büyüdükçe yani karnınızda buna bağlı büyüdükçe toplardamar sistemine baskı ve bunun sonucunda da basınç artacağından varis şikayetleri artacaktır.


Size Hangi Varis Tedavisi Uygun? Nasıl bir yol izlenmeli?

Önce yol haritamızı çizmeliyiz. Her hastaya aynı yöntem uygulanamaz. Planımız şunlardan oluşuyor:
1) Muayene: Varislerinizin büyüklüğü,tipi, yerini anlamak için.
2)Ayrıntılı renkli doppler ultrason: Venöz yetmezliğiniz varmı yokmu? Varsa yüzeyel sistemdemi derin sistemdemi? Hangi damarda? Derecesi nedir? Damarınız ne kadar genişleyip bozulmuş? Hepsinin cevabı doppler ultrasonda.
3) Varis tedavi şeklini planla
yarak yol haritamızı çıkaralım.
4) Tedavi: Yetmezlik varsa Lazer, Radyofrekans yada yapıştırma yöntemleri ile reflü( yetmezlik) gösteren damarın tedavisi, sonrasında köpük tedavisi, kılcal damar lazer tedavileri. Venöz yetmezlik yoksa direkt köpük tedavisi, kılcal damar lazer tedavileri. Tüm bu tedaviler günübirlik, hastanede kalış gerekmeden dikişsiz ve lokal anestezi ile yapılır.
5)Gerekiyorsa kısa dönem varis çorabı giyilmesi, tavsiyelere uyulması.


Varisi olanlar neye dikkat etmeli?

1-Düzenli egzersiz ve spor yapın: Bacak kaslarını çalıştıran, tempolu yürüyüş, yüzme ve bisiklet sürmek gibi sporlar bacak toplar damarlarındaki kanın kalbe doğru hareketini hızlandırır.
2-Bacaklarınızı yüksekte tutun:Bacakları kalp seviyesinin birkaç santim üzerinde tutmak kan dolaşımını hızlandırıp, bacak toplar damarlarındaki göllenmiş kanın boşalmasını sağlar.
3-Hareketsizlikten kaçının:Hareketsizlik varisin en önemli nedenlerinden biri. Uzun süre aynı pozisyonda hareketsiz kalmayın. Ayakta veya oturarak çalışmanız gerekiyorsa; sık aralıklarla bacak ve ayaklarınızı hareket ettiriniz.
4-Kilo almaktan kaçının, sağlıklı beslenin: Fazla kilonuz varsa kilo vermeye çalışın. Beslenmenize dikkat edin. Öğünlerinizde sebze ağırlıklı ve bol lifli yiyeceklere yer verin. Kabız olmamaya çalışın. Bol sıvı tüketin.
5-Sıcak ortamlarda uzun süre kalmayın: Sauna, hamam, kaplıca gibi sıcak ortamlarda bulunmak varis şikayetlerinizi arttıracağından bu ortamlardan uzak durun. Hatta güneş altında uzun süre kalmayın. Bacaklarınızı sıcak kuma gömmekten de kaçının.
6-Yüksek topuklu ayakkabılar tercih etmeyin: Bacak kasları toplar damarlar için pompa görevi gördüğünden bu kasları yetersiz çalıştıran yüksek topuklu ayakkabılar giymekten kaçının. Bacak bacak üstüne atma, bağdaş kurarak ya da çömelerek oturma gibi hareketlerden kaçının.
7-Bol kıyafetleri tercih edin:Vücudunuzu sıkan, özellikle karnınızda baskı oluşturan dar kıyafetlerden kaçının. Pantolon ve eteklerin bel kısmını fazla sıkmayın.
8-Bacaklarınıza soğuk duş aldırın:Sıcak havalarda bacaklara soğuk su uygulanması, sıcaktan dolayı genişlemiş damarların daralmasını sağlayarak şikayetlerin azalmasını ve geçmesini sağlıyor.
9-Varis çorabı giyin:Varis çorabı giymek, varis tedavisinde çok önemli bir yere sahip. Doktorunuzun önereceği uygun basınçtaki ve ölçüdeki varis çoraplarını giymeyi ihmal etmeyin.
10-Gerekirse hekime başvurun:Varis şikayetleri, alınan önlemlere rağmen geçmiyorsa ve yaşam kalitenizi bozuyorsa mutlaka bir an önce hekime başvurun…


Varis tedavileri yaz aylarında yapılır mı?

Varisin cerrahi yöntemlerinin kanama ve enfeksiyon riskini azaltmak açısından kış aylarında yapılması tercih edilirdi. Gelişen teknoloji ve yöntemler ile varis artık çok daha kolay tedavi edilmekte. Deride kesiler yapmadan dikişsiz 10-30 dk süren tekniklerle varislerden kurtulmak mümkün. Varis artık yaz aylarında da tedavi edilebilmektedir. Sadece Ameliyat yerine yapılan Lazer,Radyofrekans,Yapıştırma işlemleri ile kılcal damar radyofrekans uygulamalarında uygulama yerleri 3-5 gün güneş görmemelidir. Bazı tedavilerde kısa süre varis çorabı giyebileceğinizi unutmayınız. Yaz aylarında daha ince varis çorapları tercih edebilirsiniz.


Varis çorabı nasıl giyilmeli? Türleri nelerdir?

Varis çorabı bacağa basınç uygulayarak, bacaklarda oluşabilecek şişliği ve diğer komplikasyonları önlemek için kullanılır. Aslında varisi tedavi etmez ancak tedavide rolü önemlidir.
Her ne kadar çoğu kişi giymenin ne kadar zor olduğunu söylese de doğru zamanda doğru bir şekilde giyildiğinde daha kolay olduğu görülecektir.
Varis çorabını giymek için en uygun zaman sabah yatakta iken, ilk uyandığımız zamandır. Bacakta şişme yoksa direk yatakta giyilebilir. Ancak büyük varislerimiz varsa bacağı yükseğe kaldırıp en az 5-10 dk bekledikten sonra giymek daha doğru olacaktır.
Ayaklar mutlaka kuru olmalıdır. Kuru değilse pudralanabilir. Giyerken bir eldiven kullanmak işinizi kolaylaştıracağı gibi çorabın tırnaklarınız, yüzüğünüz vs. ile zarar görmesini de engelleyecektir.
Çorabı giyerken; çorap bacağın herhangi bir kısmında biriktirilmemeli, sürekli basamak basamak yukarı doğru ilerletilmelidir.
Bir diğer önemli husus tabiki doğru ölçüde ve basınçta çorap kullanmaktır. Yanlış ölçüdeki çorabı giymek çok zor olabileceği gibi, koruyucu da olmayabilir.

Varis çoraplarının basınçları:

  • Class 1: Düşük basınçlı
  • Class 2: Orta basınçlı
  • Class 3: Yüksek basınçlı olarak belirlenir.                                                                                                                                                              Burada bir önemli husus başkasının çorabını kullanabilirmiyim şeklinde sorular gelmesidir. Başkasının daha önce kullandığı çorabın ölçüleri size uymayabileceği gibi çorap özelliğini de yitirmiş olabilir. Varis çoraplarının ortalama kullanım süresi 6 aydır. Çorap tipleri ise:
  • Dizaltı varis çorabı
  • Dizüstü varis çorabı
  • Külotlu varis çorabı
  • Varis ülser çorabı
  • Hamile külotlu varis çorabı ve daha başka tiplerde de olabilir.

Bacağınızın ölçülerine göre çorap almanız gerekmektedir. Çorabınızı aldıktan sonra doktorunuza da danışabilirsiniz.


Varis tedavisinde Hacamat’ın yeri var mı?

Varisin nasıl oluştuğunu bilmek; hacamat ile tedavi edilemeyeceğini anlamak için yeterlidir. Varis; bacaklardaki toplardamarların içindeki kapakçıkların bozulması ile damarın ters çalışıp kanı tutamaması ve kanın bacaklarda göllenmesi, damarların belirginleşerek ciltten kabarması durumudur. Ve mekanik bir sorundur.

Peki Hacamat nedir?

Hacamat; vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizerek üzerine bardak, şişe, boynuz oturtarak, negatif basınçla kan almadır.

Peki variste biriken kanı almak varisi tedavi eder mi?

Cevap hayır! Çünkü işlem sonrası asıl problem ortadan kalkmadığı için varislerde yeniden kendi kanınız birikir. Üstelik steril olmayan koşullar da işlemin yapıldığına sık rastlanmıştır. Hatta aynı neşter, jilet yada diğer kesici aletin iyice temizlenmeden birden fazla hastaya kullanıldığı bilinmektedir. Ve bunun sonucunda;

  • Enfeksiyon,
  • Hepatit B,
  • Hepatit C,
  • HIV(AIDS)
  • Durmayan ciddi kanama riski dahi vardır.

Ayrıca; kansızlık, demir eksikliği, tansiyon düşüklüğü durumlarında vücuttan kan alınması doğru değildir. Yaşlı, kanser hastaları, gebeler ve çocuklarda, ayrıca derin ven trombozu (toplardamar tıkanıklığı) hastalarında kesinlikle hacamat yapılmamalıdır.

Bu tür alternatif tedavi yöntemlerinin doktorlara danışılmadan uygulanmaması gerekir. hacamat gibi yöntemlere olan bu ilgiyi kullanan ve işinin ehli olmayan kişilerin de türediğini, bu kişilere karşı temkinli olmak gerektiği ortadadır.

Neredeyse her tür rahatsızlıkta Hacamat öneren insanlar mevcut. Psikolojik tabanlı bir çok ağrı (Fibromiyalji, stres ürtikeri gibi) hastanın iyileşeceğine inanması ile geçebilmektedir. Sadece Hacamat değil, hasta inandıktan sonra hangi yöntemi yaparsanız yapın (muska, dua,üfürük,hacamat,sülük, okunmuş su vs.) bu şikayetleri geçen hastalar işlemi yapanı öve öve bitiremezler. Bu kişilere başvuran hastaların dörtte biri düzelse bile bu insanlar ciddi maddi kazançlar yada ünvanlar kazanır. Verebilecekleri zararlarda ise suçlu; yeterince tedaviye inanmamakla yada dua etmemekle suçlanan hastanın kendisi yada ilahi varlıkların takdiridir.

Özetle; varis hastalığında hacamat’ın kesinlikle yeri yoktur. İşe yaramayacağı gibi, ciddi zararlar da verebilir. Varis tedavisinde teknoloji ve bilim öylesine gelişti ki ameliyatsız, dikişsiz, hacamattan da kolay uygulanabilen yöntemler var. Ve biz bunların tamamını uyguluyoruz. Steril koşullar da, bilimin onay verdiği ve dünyaca kabul gören bu yöntemlerle tedavi olmanızı öneriyoruz.


Varis’in Sülük ile tedavisi mümkün mü?

Sülük varisleri tedavi edemez. Neden mi?

Tıbbi sülükler bazı durumlarda modern tıpta da kullanılmaktadır. Ancak varis bu alanların dışındadır. Varis mekanik bir sorundur. Damar kapakçıklarının bozulması sonucu kan bacaklarda göllenir ve ödem oluşur. Sülük belki ödemi geçici olarak azaltıp ağrı da kısmi azalma sağlayabilir ancak damar kapakçığını tamir edemeyeceği için veya varisi yok edemeyeceği için çok kısa bir sürede tekrar ödem ve ağrı oluşacaktır. Dahası aynı sonucu bacaklarınızı kalp seviyesinden yükseğe alarak sağlayabilirsiniz zaten.

Eğer sülük direk varisin üzerine konulursa ve kan emerse durum daha da vahim. Çünkü variste göllenen kanı emecektir. Bu varise hemen tekrar dolaşım sisteminden kan dolacaktır. Yani bunun tek faydası sülüğün beslenmesi.

Dahası bunun sonucunda:

  • Durmayan kanamalar
  • Enfeksiyon riski
  • Sistemik hastalıklar gibi durumlar oluşacaktır. Ayrıca bir parazit canlıyı direk kan damarımızdan kan emmeye yöneltmek gerçekten cesaret işidir.

Varis’in modern tıpta o kadar tedavi yöntemi geliştirilmişken, doktorların tedavide sülük kullanmaması sanıyorum işe yaramamasındandır. Faydalı olacağı düşünülse idi tedavide yada tedaviye destek olarak kullanılırdı.

Hirudoterapi adı da verilen sülükle tedaviyi varis tedavisinde önermiyorum. Günübirlik ayaktan yapılan kolay tıbbi yöntemleri tercih ediniz. Yan etki ihtimali ehil ellerle yapıldığında sülük gibi sonuç alamayacağınız yöntemlerden bile azdır. Sülükle tedavi, Hacamat tedavisi, kanatarak tedavi gibi yöntemler yarar sağlamayı bırakın zarar bile verebilir.

Sülük uygulamasını yapan kişi bir sağlık çalışanı bile olsa uygulamasına lütfen izin vermeyiniz. Varis konusunda uzmanlaşmış Damar cerrahisi uzmanı-Flebolog’lara başvurunuz. Bir çok insan varis tedavisinde yanlış uygulamalar sonrası bize başvurduğunda tedavisi ilk durumuna oranla daha da güç olmaktadır.

Bir diğer yanlış düşünce, varisler de kirli kan biriktiğidir. Varisteki kan sizin dolaşımınızdaki kanınızdır. Sülüğün bu kanı emmesi anlamsızdır. Bu kanın renginin koyu oluşu toplardamar sistemindeki kanda atardamarlara oranla çok daha az oksijen bulunmasındandır. Sülüğün emeceği kan sizin dolaşım sisteminizdeki kandır. Sülük emdikten çok kısa bir süre sonra yerine yenisi dolacaktır.


Buerger hastalığı-Tromboangitis Obliterans-Sigara’ya bağlı hastalık

Sigara; günümüzün en çok bağımlı sayısına sahip zararlı maddesi. Direkt sigara ile ilişkili bir hastalıktan söz edeceğiz. Her sigara içende görülmemesi ve yıllar içinde sinsi seyredip bulgu verdiğinde ilerlemiş olması nedeniyle Buerger (Tromboangitis Obliterans) çoğu sigara içicisinin haberdar bile olmadığı bir hastalık.

Kanser hastalığı bile sigara içmeyenlerde de görülmesine rağmen, Buerger sadece sigara içicilerinde görülür. Hastaların çoğu orta yaş erkeklerdir. Ancak günümüzde kadınlarda da sigara içiciliğinin yaygınlaşması nedeniyle daha sık görülmeye başladı. Özellikle el ve ayak parmak uçlarında yeterli kan ulaşamaması sonucu dokuların beslenememesi, bunun sonucunda bazen tırnak değişiklikleri bazen de direk soğuma ve morarma şeklinde başlayan bu hastalık; sinir sistemini de etkilediği için ilerlediğinde uyumayı bile engelleyen ağrılara neden olmaktadır. Hastalarımın çoğu ileri evrede başvurmaktadırlar.

En sık ayak damarlarını tutar ve farklı şekillerde şikayetlere neden olur. Bazen sadece  yürümekle artan bacak ağrısı ile başlarken bazen de parmak uçlarında morarma ve kangren görülmektedir. Topuk yaraları,tırnak düşmeleri, parmaklarda yara açılması ve kötü koku, dayanılmaz ağrılar ve parmak kaybına hatta ayak bazen de bacak kaybına doğru giden bir hastalıktır

Genelde ağrıları nedeniyle iyi uyuyamayan, ve doktorların bile kesin sigara terki önermelerine rağmen sigara içmeye devam eden bir sigara bağımlısı; agresif bir kişiliğe bürünmekte, kolayca aile bireylerine ve çevresine sinirlenmekte, kavgacı bir kişiliğe bürünmektedir.

Tedavisinde ne yapalım?

Bu hastalığın en etkili tedavisi kesin sigara terkidir. Sigara bırakıldığında hastalığın ilerlemesi dramatik bir şekilde durmaktadır. Burada sorun hastaya sigarayı bıraktırabilmektir. Bu hastalar genelde sigara bağımlılığı üst seviyede olan kişilerdir. Sigarayı bırakmadan hiç bir tedavi kesin sonuç vermeyecektir. Soğuktan kaçınmak, ilaç tedavileri ve sınırlı sayıda hastada anjiografi-balon-stent uygulamaları yarar sağlar.

Unutmayınız! sigarasız da yaşamanız mümkün. Sigara insanoğlunun sonradan yarattığı yapay bir maddedir. Doğada bulunmaz ve insanoğlunun zorunlu tüketim maddelerinden değildir. Güçlü olun ve dik durun. Sigara paketinizi bugün buruşturup çöp kutusuna atın. İlk hafta yaşayabileceğiniz sigara isteğini dikkatinizi başka bir şekilde dağıtarak ve meşgul ederek atlatmaya çalışın. İkinci hafta bunu daha az yaşayacaksınız. Ve bir ayın sonunda, bu istekleriniz minimum seviyeye düşecek. Sonrasında hastalığınızın ilerlemesi durmuş, sağlığınız için büyük bir yatırım yapmış olacaksınız.


Yüz bölgesindeki kılcal varisler, Telenjiektaziler, Spider Vein’ler

İnce çizgiler şeklinde deride belirginleşen damarlara ”Telenjiektazi” diyoruz. Altta yatan bazı hastalıklara bağlı olabilse de genelde kanama ve morarma yapmazlar.  Daha çok kozmetik sorun yaratırlar.

Bu damarlar spider (örümcek ağı) şeklinde dallanan , hafif deriden kabarık ya da bir ben gibi noktasal tarzda olabilir. Yüzde daha çok burun kenarı ve göz altı bölgede görülse de boyuna kadar yayılabilmekteler. Hatta omuz ve sırt bölgesinde , göğüs bölgesinde de görülebilmekteler. Telenjiektazilere bacaklarda da sık karşılaşıyoruz.

Neden Telenjiektazilerim Var?

-Uzun süre soğuk ya da güneş maruziyeti

-Hipertansiyon

-Siroz

-Östrojen yüksekliği (Bazı kadınsal rahatsızlıklar ya da östrojen içeren doğum kontrol hapları-ilaçların kullanımı)

-Kilo fazlalığı,Obezite

-Yanlış yüz yıkama teknikleri (Çok sıcak su ile yüz yıkama, Çok fazla ovma gibi)

-Nedeni belli olmayan

şeklinde nedenler sayılabilir.

Nasıl tedavi ediyoruz?

Biz kliniğimizde Telenjiektazilerin tedavisinde etkili ve güvenilir bir yöntem olan Radyofrekans, Lazer uyguluyoruz. Genelde yüzdeki sıklığına göre bir ya da birkaç seansta yüksek oranda telenjiektazileri yok ediyoruz.

İşlem sonrası yazacağımız bakım kreminin mutlaka kullanımı gerekmekte. Ayrıca uygulama bölgesi güneş ışınlarına maruz kalmamalı, kalacak ise yüksek faktör koruyucu güneş kremleri kullanılmalıdır. Oluşabilecek hafif kızarıklık ve tahriş bir kaç gün içinde düzelmektedir. İşlemden 3-4 hafta sonra yapılacak kontrol muayenede ek seans gerekliliğine karar verilir. Ve gerekiyorsa tekrar kılcal damarlara lazer uygulanır. Genelde bu ek seans yeterli olmaktadır.


Varis tedavi sonrası tekrar oluşur mu?

Bacaklarımızda binlerce damar bulunur. Varis bu damarlardan bir ya da birkaçının bozulması ve genişlemesi sonucu oluşur. Hastamız bize başvurduğunda şikayetleri bozulan bu damarlar nedeni iledir.

Varis tedavisi hangi damarın bozulduğu ve ne derecede bozulduğuna göre yapılır. Varise neden olan etmenler devam ettiği sürece ileride başka bir toplardamarımız da bozulabilir ve tedavi gerektirebilir.

Yapacağımız tedavi bozulan toplardamara yöneliktir. Tedavi edilmezse; neden olacağı sorunların dışında ileride bozulabilecek toplardamarlarımız ve yaratacağı sorunlar da buna eklenecektir.

Tedavi sonrası aynı damarda varis oluşum ihtimali yok denecek kadar azdır.Ancak başka bir damarda varis oluşma ihtimali mevcuttur.

Hastalarımızın;

”Varisim başka yere sıçradı”

”Boşuna tedavi oldum”

”Tedavi olmayın, nasıl olsa tekrar çıkar.”

gibi söylemlerinin doğru olmadığını söylemek istiyorum.

Tedavi olursam ne olur? – Tedavi olmazsam ne olur?

  • Tedavi olan hastaların %3-5 inde işlemi yinelemek gerekebilir. Bu doktorun hatası değildir. Her tedavi yönteminin belirli bir başarısızlık oranı vardır.Ve bu doğaldır. İlaçların bile herkeste farklı sonuçlar verebildiğini biliyoruz.
  • Aynı yaşam koşulları ile (ayakta veya masa başı hareketsiz meslekler,ağır yük taşımak, sıcak ortamda çalışmak, tekrarlayan ve sık gebelikler, genetik yatkınlık gibi) devam eden hastaların %50’ye yakın oranda ileriki yıllarda tekrar varis görülme olasılığı vardır.Ve tekrar tedavi edilebilir.
  • Bu hastalar tedavi olmazlarsa yeni çıkacak varisler zaten eskiden var olan varislerin üzerine eklenecek, tablo daha da vahim bir hal alacak, tedavisi daha da zor olacaktır.
  • Tedaviyi uzun süre erteleyen hastalarda iç variste oluşacak ameliyattan fayda göremeyecek seviyeye ulaşabilecektir.
  • Ayrıca bekledikçe varisler daha da büyüyecek, içlerinde hareketsiz göllenen kanın pıhtılaşması riski ile karşı karşıya kalacaklardır.
  • Bacaklardaki ödem, yüksek basınç nedeniyle ciltte bozulmalar, kararmalar, kuruluk, kılların dökülmesi sonrası ülsere yaralar (Venöz ülser,varis yarası) açılabilecektir.
  • İç varis oluşması durumunda derin ven trombozu dediğimiz ana damarın pıhtı ile dolması sonucu uzun süren tedaviler gerekebilecek ve hasta akciğere pıhtı atması(Pulmoner emboli) riski ile karşı karşıya kalabilecek, ölüm riski taşıyabilecektir.
  • Giderek ağrı, yanma, şişlik, kaşıntı, huzursuz bacak gibi şikayetlerden biri ya da birkaçı nedeniyle uyku kalitesi azalacaktır.
  • Büyük varislerde şiddetli kanama riski, kılcal varislerde cilt altı kanama nedeniyle bacaklarda morluklar rahatsız edicidir.

Varis’te yürüyüşün önemi

Sağlıklı bir yaşam için günlük en az 30-60 dakika yürüyüş yapılmalıdır. Varis hastaları, buna daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Çünkü damar genişlemesi problemi bacaklarda kan akışını sorunlu hale getirmektedir. O nedenle yürüyüş esnasında kaslar hareket ederek, kanın pompalanmasına yardım ederek sanki kalp vazifesi görmektedir. Kaslar kanı yer çekimine karşı koyarak kalbe doğru pompalamaktadır. Tempolu yürüyüş varis hastalarında özellikle fayda sağlayacaktır.
Toplardamarlarda bekleyen kirli kan, özellikle akşamları veya gece uyurken hastalarda ciddi anlamda bacak ağrısı ve kramp problemine neden olmaktadır. Günlük düzenli olarak yapacağınız 30-60 dakika tempolu yürüyüş buna karşı çözüm olacaktır.

Varisli damarlar sıcak ortamlarda genişleme eğilimindedirler. Bu nedenle yürüyüşlerimizi serin ve gölge ortamlarda yapmalıyız. Bacak kaslarını  iyi çalıştıran bir diğer spor ise yüzme olup, sıcak ortamlar dışında bol bol yüzebilirsiniz. Hafif tempolu koşu, düz bir zeminde zorlamadan bisiklet sürmekte önerdiğimiz spor aktiviteleridir. Karın içi basıncını arttıracak ve ıkınmanıza neden olacak ağırlık kaldırmak, vücut geliştirme için yapılan kanat çalışmaları gibi ağır tarzda faaliyetleri varis hastalarına önermiyoruz.
Asıl yapmamamız gereken  sabit bir şekilde ayakta durmak ya da sabit bir şekilde uzun süre oturmaktır. Bu nedenle sabit çalışan olsanız bile 45-60 dk dakika aralıklarla çalıştığınız yeri terk edip, en azından birkaç dakika yürümelisiniz. Böylece bacaklarınızda göllenen kan bacak kaslarınızın pompa görevi görmesi sonucu kalbe doğru yol alacak, bacak toplardamarlarınızda ki basınç azalacaktır. Hem gün sonundaki şikayetleriniz azalacak hem de yeni varis oluşumu ve varis varsa büyümesine engel olacaksınız.

Özetle bacak kaslarımızı ritmik olarak çalıştıracak yürüyüş ve yüzme gibi sağlıklı faaliyetleri varis hastalarımıza şiddetle öneriyoruz. Ağırlık kaldırmak, zorlayıcı sporlar, sıcak ortamlarda yapılan sporları ise tavsiye etmiyoruz. Koşu ise sürekliliği zor olan  ve genelde terk edilen, belirli bir süre yapılan bir spor çeşidi olduğundan, uzun yıllar yapılabilecek tempolu yürüyüşü tercih ediyoruz.


Varis kremleri işe yarıyor mu?

Bunu cevaplamak için varisin ne olduğunu bilmek gerekir. Varis, toplardamarda ki kapakçıkların bozulması, damarda kan göllenmesi ve basınç artışı ile damarın şişerek biçimsiz bir şekilde genişlemesi ile oluşur. Yani mekanik bir sorundur.

Varisin şimdiye kadar çok sayıda ameliyat şekli ve ameliyatsız yöntemleri bilim insanlarınca kullanıldı. Ancak hiçbirinin aklına bir krem ile varisleri yok etmek gelmedi mi sizce? Keşke çözüm bu kadar basit olsaydı. Bele sürülen bir kremle bel fıtığı da düzelseydi…

Ancak malesef öyle değil. Bu kremlerin çoğu ise yaramamakta, bazıları ödem çözücü etki edebilmekte, bazıları da hastayı geçici olarak rahatlatabilmektedir. Ancak sorun mekanik olduğundan, kapakçıkları tamir etmeleri mümkün olmadığından kısa bir süre sonra varis tekrar belirginleşecektir. Aynı şikayetler yeniden başlayacaktır. Bu kremlerin verebileceği rahatlama hissini herhangi bir yağla da masaj yaparak sağlayabilirsiniz. At kestanesi içeren kremler geçici bir etki sağlayacaktır. Ancak kısa bir süre sonra şikayetleriniz tekrar başlayacaktır. Kalıcı bir tedavi  sağlayamazlar.

Varislerin tedavileri, Damar cerrahisi uzmanları olarak doğru yapıldığında yüz güldürücüdür.


Derin Ven Trombozu (Ana toplardamarda pıhtı)

Vücuttaki kanı kalbe taşıyan damarlar,  toplardamarlardır (Ven). Venler yüzeysel ve derin venler olarak ikiye ayrılırlar. İsimlerinden de anlaşılacağı gibi, yüzeysel venler cildimize yakın olanlar, derin venler ise daha derinde bulunan venlerimizdir. Derin venlerimizde daha fazla olmak üzere her iki grup vende de kapakçıklar bulunur. Bu iki grup ven birbirinden tamamen ayrı değildir, yer yer birleşirler.

Normalde vücudumuzdaki kanama ve pıhtılaşma ile ilgili maddeler ve olaylar denge halindedir. Ne kanama ne de pıhtılaşma olur, kanın akışkanlığı korunur. Bu dengenin bozulduğu durumlarda, kanama ya da pıhtılaşma eğilimi görülür.

Eğer pıhtılaşmayı başlatan ya da hızlandıran maddeler ve olaylar artarsa anormal pıhtılaşma faaliyeti başlayabilir. Bu durumda damarları daraltan hatta tıkayan pıhtılar (tromboz) ortaya çıkar. Venlerimizden biri tıkandığında, tıkanan ven cilt yüzeyinden uzakta ve büyük bir ven ise bu duruma “derin ven trombozu” denir.En sık olarak bacak venlerinde görülür. Bazen pıhtının kopup akciğerlere gitmesi de söz konusu olabilir. Pıhtıdan (tromboz) kopan parça (emboli) akciğere gider ve buradaki büyük venlerden birini tıkayabilir.

Aşağıdaki belirti ve bulgular toplar damar tıkanıklığını düşündürebilir:

-Bacak ya da kolda(oluşturduğu yere bağlı) şişme

-Renk değişikliği

-Ağrı

-Şişkinlik hissi, gerginlik ve sertlik

-Baldırda sıkıştırma ve acı

-Diğer bacakla ısı farkı

-Görünen venlerde dolgunluk(tek taraflı)

Ancak unutulmamalıdır ki, derin ven trombozu belirtisiz de seyredebilir.

Ani nefes darlığı ve şiddetli göğüs ağrısı ise akciğerlerdeki bir pıhtıyı yani “pulmoner emboli”yi düşündürür.

Teşhisinde hekimin muayene sonrasındaki görüşü oldukça önemlidir. “Renkli doppler ultrasonografi” teşhiste önemlidir. İlaçlı ven filmi(venografi) teşhiste zaman zaman kullanılan ileri bir tetkiktir.

Tedavide hekimlerin bazı hedefleri vardır. Bunlar; pıhtının büyümesini engellemek, yeni bir pıhtının oluşmasını engellemek ve pıhtılardan parçaların koparak başka bir damarı tıkamasını engellemektir.

Ameliyat gerektiren bazı durumlar dışında, derin ven trombozunun tedavisi ilaçlarla yapılır.

Tedavide kullanılan ilaçlar kanı sulandırıcı özelliktedir ve kanın pıhtılaşmasını önlerler. Bu ilaçlara “antikoagülan” ilaçlar denir. Bu ilaçlar ağızdan, damarlardan veya cilt altından verilebilirler.

Cilt altına uygulanan ilacın doğru uygulanması, oluşabilecek küçük kanama ve morarma problemlerini azaltır.


Tromboflebit (Damar’ın pıhtılı iltihabı)

Tromboflebit, kelime olarak toplardamarın pıhtılı iltihabıdır. Yani toplardamarda hem pıhtı vardır ve o damar tıkanmıştır hem de iltihap vardır. Bir toplardamarda sadece pıhtılaşma olursa buna ven trombozu , iltihaplı pıhtılaşma olursa buna tromboflebit adı verilir.

Yüzeysel damarlarda tromboflebit olduğunda o damar boyunca pıhtı vardır ve damar tıkanır, sertleşir ve kırmızı bir çizgi şeklinde görülebilir. Dokunmakla damar ağrılıdır ve damar boyunca sertleşme hissedilir. Tanı genellikle kolaydır. Hekim flebit olan damarı incelediğinde tanı konulur. Biraz daha büyük damarlarda tromboflebit varsa renkli Doppler ultrason inceleme gerekebilir.

Çok küçük bir damarda olmuşsa soğuk uygulama, iltihabi yangı giderici ilaçlar yeterli olabilir.
Daha büyük damarlar etkilenmişse yatak istirahati, kol ve bacaktaysa bunların yükseğe alınması ve dinlendirilmesi gerekebilir. Seyrek olarak kan sulandırıcı tedavi de gerekebilir.

WhatsApp chat